A TEXT POST

George Carlin: Kürtaj karşıtlığı

“Muhafazakarlar canlı bebekler ister ki, onları ölü askerlere çevirebilsinler.”

Bedenimden uzak dur RTE. Doğum makinesi olmayacağım. Hayal makinesi halimden yeterince memnunum.

A PHOTO

Bütün galaksi otostopçularının Havlu Günü kutlu olsun ** Happy Towel Day to all hichikers around the galaxy.

That Dude Named Levi kullanıcısından yeniden blogladı
A TEXT POST

bu aralar vol.8

* Durdum. Kafam durdu yani. Uzun zamandır bütün eylemlerim bu yöndeydi. Tam olarak bunun için çabalıyordum. Sonunda koca bir aptal oldum. Tebrikler, tebrikler. 

* Bu aralar makineden çıkan hayallerin büyük bir kısmı toprağa bağlı. Toprak ekseninde dönüyor, zaman zaman göğe kadar yükseliyor. 

* Çok uzun zamandır unuttuğum bir miktar duygu gündemime geldi oturdu. Kilo da almışlar görmeyeli. Biraz ağır geliyorlar. Bir yandan da deli miyim neyim, ağırlıklarını hissetmeye bayılıyorum.

* Yakında İstanbul yolcusuyum. Nasıl üşeniyorum, nasıl istemiyorum bir yandan, haddi hesabı yok. 

* Arada bir de olsa denize giriyorum. Denize girince kendimi fok gibi hissediyorum. Hazır ortada kimse yok diye fırsat bilip çok da güzel fok taklidi yapıyorum.

* Beklentisizlik üzerine çok uzun cümleler kurabilirim. Bu aralar ettiğim muhabbetlerin sonu bir şekilde hep beklentisizliğe varıyor. Beklentisiz olunca insanın içi pek bir rahat oluyor. Yine de karşındaki senin ondan bir takım beklentilerin olduğunu zannedebiliyor, kendince triplere giriyor.

* Bir festivalimiz var. Adı Siren. 1-2-3 Haziran’da Kilyos’ta olacak. Ben de bir ara çalacağım. Detaylar filan hep burada

* Takvim denen şeyin dolu olmasını hiç sevmiyorum. Önceden belirlenmiş günler ve haftalar. Doğaçlamaya izin yok. Oysa ki en güzel olanlar hep kendiliğinden gelişenler. Tesadüfler ve evete izin verince karşına çıkanlar.

* Burnum Katmandu’da, kulaklarım Kingston’da, sırtım Dubrovnik’te, ayaklarım birer kök.

A TEXT POST

biraz daha ver

Ekümenopolis 

4 Mayıs’ta İstanbul & Ankara’da vizyona giriyor.

A TEXT POST

En iyi Annie, donsuz Annie

Çok sevgili Bayan Badu, sonunda İstanbul’a geliyormuş. Bu temmuz eşsiz olacak. https://www.facebook.com/events/227668833999360/

A TEXT POST

bu aralar vol. 7

- Önce Akdeniz’in sonra Marmara’nın baharına denk gelmek ne güzel. Bu sayede bu yıl mor salkım ve hanımeli koklama oranımda ciddi bir artış oldu.

- Ben inadına Bob Marley derim, diyor. Ayakkabıları kahverengi ve parlak. Burnu uzun. Ayakkabıların yani. Verdiğim cevabı hatırlamıyorum; havaalanında birbirleriyle tek bağlantısı bir çakmak olan iki kişiden birinin Bob Marley demiş olması yeterli. Alanya’da yaşamış, şimdi Şişli’de iş bulmuş, iki kızı var, Malatya’da yaşıyorlar. Ayrılmadan bana iyi şanslar diliyor. Uzun zamandır kimsenin bana şans dilemediğini fark ediyorum.

- Bir kokunun insanı hep aynı yere, aynı zamana götürmesi yolculukların en güvenli ve beklenmedik olanı sanırım. 

- Bir miktar kötü karma puanı topladım:
Tanıdık birini aynı ortam içerisinde yaklaşık 4 saat kadar görmezden gelmek
Yer değiştirmek isteyen birini duymazdan gelmek
Uçakta muhabbet etmek isteyen yan koltuk adama sadece mal gibi bakmak
Muhtemel bir aldatmaya yardımcı oyuncu olmak

Ding ding ding, kazandınız!

- İstanbul’a arada bir gitmenin en şahane yanı, orada yaşarken hep yapmak istediğin ve yapmadığın şeyleri gerçekten yapıyor olmak. Viva yapmak! x3

- Kuşu hâlâ gömmedim. Bugün öğlen namazından sonra diyordum, kısmet değilmiş. Kaç gündür ölü, bilmiyorum. Kediler neden avladığı şeyleri yemiyor? BBC Human Planet ne oldu anacım? Hani hiçbişii ziyan olmuyordu?

- Yine olan iki ayaklıya olsun. İki ayaklı çukur kazsın, kuşu alsın, gömsün. 

- Şunu da iyice anladım ki, rakının üzerine rakıdan başka bir şey içilmemeli. Cila niyetine bira içilmez, çerez niyetine shot atılmaz. Rakıdan sonra efendi gibi uyanmak istiyorsan rakı içmeye devam etmelisin.

- Otosansür ne pis, ne sinsi bir şey.

A PHOTO

Anketlere bayılırım.

 Katılmak isterseniz

A VIDEO

Google Translate’in fayda etmediği anlar var. İşte onlara çok yazık oluyor. 

A TEXT POST

Neden yavrulamadım?

Merhaba,

Ben Bilge, 27 ve hatta ince hesap delilerine göre 28 yaşındayım ve bu aralar çevremdeki bebelerin de katkısıyla sıklıkla neden çocuk sahibi olmak istemediğimi düşünüyorum.

1) Memleketteki adamlar (en azından benim bildiklerim) çocuktan daha çocuk.

2) Çocuk sorumluluğu başka bir şeye benzemiyor.

3) Çocukla kurulan ilişkinin hastalıklı olduğuna inanıyorum.

4) Yukarıda belirttiğim yaştayım ve annemin gözünde hâlâ ergenim.

5) Çocuğun tüm sorumluluğunun bana kalmasını istemiyorum.

6) Hiç aşık olmadım.

7) Kendimi seviyorum.

8) Özgürlüğüme düşkünüm.

9) Keyif pezevengiyim.

10) Kendi yaptığım hıyarlıkları çok iyi biliyorum.

11) Ona nasıl bir hayat sağlayacağım konusunda endişelerim var.

12) Aşırı anaç olabilirim, bu iyi değil.

13) Dünya yakında hepten zıçacakmış gibi geliyor.

14) 9 ay boyunca hiçbişii içmeyecek miyim yani?

15) Bir insan yavrusuna ölümü nasıl açıklayabileceğimi bilmiyorum.

16) Memelerim sarkmasın istiyorum.

17) “Nedeeeeğn?” sorusuna verebilecek yanıtlarımın belli bir kotası var.

18) Tek başıma olmaya bayılıyorum.

19) Sabırsızım.

20) Ben de bilmiyorum.

21) Çocuğu babalı mı babasız mı büyütmek istediğimden emin değilim.

22) Yeterli param yok.

23) Sırf şekil olsun diye.

24) Bir yere, bir kişiye ya da bir işe bağımlı olamam.

25) Yanlışlarla dolu bir yerde ona doğruyu öğretemem.

26) Kimseyi üzmek istemiyorum.

27) Uzun iş.

28) Canım istemiyor.

29) Çocuğun canını yakmaktan, mesela onu kafa üstü düşürmekten ya da bir yerlerde unutmaktan korkuyorum.

30) Bebekler uzaylıya benziyor.

31) Kendiminkinin dışında herhangi bir bok ya da kusmuk ile cebelleşebileceğimi sanmıyorum.

32) Çocuk yapan insanların muhabbeti çok sıkıcı.

33) Kurtarmam gereken bir ilişkim yok.

34) Sırf gıcıklık olsun diye.

35) Dedesiz mi büyüsün yavrucak?

36) Ehhh!

A TEXT POST

Tek dişi eksik bir diş hekimi gördüm, kendi söküğünü dikebilen bir terzi ve bundan sonra girmek zorunda olduğu ders saatlerini hesaplayıp sevinen bir öğretmen gördüm. Önünde dizili çikolataları yiyip kasaya para koyan bir bakkal, kendi evini bok götüren bir temizlik işçisi, başkasının bebeğini büyüterek kendi bebeğinin geçimini sağlamaya çalışan bir anne gördüm. İçtiği rakı şişelerindeki bilyeleri biriktiren bir alkolik, disleksik bir yazar, çükü kalkmayan bir Kazanova ve kan gördüğünde fenalaşan bir doktor gördüm. Gördüklerim arasında te cetvelini sobayı karıştırmak için kullanan bir tasarımcı, polen alerjisi olan bir çiçekçi, günde iki paket sigara içen göbekli bir yoga hocası ve paranoyak bir terapist de vardı.

A TEXT POST

Çünkü sıkıntı öldürür

(…)
Çünkü sıkıntı öldürür. Ve ama sıkıntı öldürüyor. Acı ve öfke değil, ama sıkıntı öldürüyor. Çok geçici, anlık, masum, makul olabiliyor sıkıntı, ama öldürüyor. Sıkıntı eğlence istiyor, tatil istiyor çünkü. Tatil çoğulluğa, çoğulluk gövdelere, yeni kelimelere, yeni yüzlere yol açarak öldürüyor. Sıkıntı davet ediyor, açıyor. Acı ortak olmayanı defediyor, kapatıyor. Sıkıntı çözüyor, öfke bağlıyor. Sıkıntı plan program demek çünkü. Program yazlıklara savuruyor, sayfiyelere, yumuşak içkilere, pahalı yemeklere yol açarak çözüyor. Acı kendi yasasını durmadan fısıldıyor, öfke hatırlatıyor oysa: Dağılmayın, unutmayın, yetinin, oturun oturduğunuz yerde. Ama sıkıntı savuruyor, parçalıyor, gebertiyor. Sıkıntı kutlamalar, şenlikler istiyor çünkü. Sıkıntı ille de dans diyor, kahkaha diyor, acının da öfkenin de içini boşaltıyor. Acı ve öfke korkuyu yeniyor, sıkıntı okşuyor. Sıkıntı arzuyu kaşıyor, acı ve öfke terbiye ediyor. Acı değil, öfke değil, sıkıntı öldürüyor.

Sıkıldılar, yakışmadı.

Tol, Murat Uyurkulak

A PHOTO

Michel de Certeau, ‘Spatial Stories’, The Practice of Everyday Life

A TEXT POST

Yalnız yaşayan insan davranışları

- Yatağa gitmeye üşenmek, kanepede uyumak.

- Evin bir odasını mesken tutmak.

- Tuvalet kapısının işlevini unutmak.

- Kurye, saka, sütçü gibi kişilerle konuşurken saçmalamak.

- Tencereden/tavadan yemek.

- Paranoya yapmak. (Opsiyonel)

- Garip giyinmek.

- Mahalle esnafıyla geyik yapmak.

- Kendi kendine/kedilerle/çiçeklerle kısacası insan olmayan şeylerle konuşmak.

- Kapıya/telefona bakmamak. (Opsiyonel)

- Ev seslerini tanımak.

- Çöp biriktirmek.

- Dizileri bölüm yerine sezon hesabına göre izlemek.

- Ev kalabalıklaşınca arada bir huzursuzlanmak.

- Ertelemek.

- Kendi kendini iknâ etme konusunda uzmanlaşmak.

A PHOTO

Nazım Ünal Yılmaz, 2004

Bir süre buna bakmıştım. Bir süre buna çok insan bakmıştı.

Tui sunt caeli et tua est terra: orbem terrarum et plenitudinem eius tu fundasti
// The heavens are yours, and yours also the earth; you founded the world and all that is in it. Psalm 89:11

A TEXT POST

ne istiyorsun benden google?

önce tüylerime veda etmemi,

sonra da evlenmemi mi?

bırak ya.